Antalya'ya gidilir de Antalya Müzesi görülmeden dönülür mü, elbette hayır...Yıllar önce gittiğimde çok büyülenmiştim ve bu sefer gittiğimde kendi kendime söz verip, mutlaka gitmelisin dedim....
Ve bir öğleden sonra işlerimide halledip, müze yolunu tuttum...
Giriş ücretini ödedikten sonra, fotoğraf için izin istedim ve Etnoğrafya Bölümü haricinde serbest olduğunu öğrendim. Turistik mevsim tam olarak başlamadığı içinde müzede çok rahat dolaştım...
Müze gerçektende başarılı 1 şekilde düzenlenmiş ve kazılarda emeği geçen herkesinde bir biyografisi var...çoğunu okudum ve ne kadar özverili insanlar varmış deyip tebrik ettim...
Müzeyi gezdikten sonra yorulupta bahçesinde oturabileceğiniz ve çay yudumlayacağınız hoş bir mekanda düzenlenmiş. ve bahçede bulunan bir yazı dikkatimi çekti ve sizlerle de paylaşmak istedim....
gül parmaklı şafak görününce onuncu günü
her bir ordu, başta komutanları, sıra oldu.
Troyalılar yürüdüler kuşlar gibi, çığlık çığlığa,
turnalar göklere yükselir de hani,
kasırgadan, sağnak sağnak yağmurdan kaçıp
okeanos akıntılarına doğru bağıra çığıra uçarlarsa nasıl
Pygme cücelerine korkunç bir savaş,ölüm, yokluk getirerek şafak vakti.
Akhalar da ateş püsküre püsküre,
birbirlerine yardım için yan yana,
yürüyorlardı sessiz sedasız.
Notos yeli dağ doruklarını sisle örterse nasıl,
o sis çobanların hiç hoşuna gitmez hani,
hırsız içinse iyidir geceden bile,
görür insan, görse görse bir atımlık yeri.
Kara tozlar bulut gibi yükseliyorduişte böyle,
onlar çabuk adımlarla yutuyorlardı sanki ovayı.
Birbirlerine doğru yürüyüp yakınlaşınca
çıktı tanrı yüzlü aleksandros Troyalıların en önüne,
Argosluların en yiğitlerini
Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde
onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce
sevindi kocaman bir ava gözü ilişen arslan gibi.
arslan çok acıkırda hani,
bulur boynuzlu bir geyiği ya da bir yaban keçisini,
çevik köpekler, gürbüz delikanlılar önlemek isteseler bil
çabucak parçalayıp yer onu
Tanrı yüzlü aleksandros'u görür görmez işte
Menelaos tıpkı öyle sevindi.
hele ona ödeteyim dedi suçunu,
atladı arabadan silahlarıyla yere.
Tanrı yüzlü aleksandros'un ağzına geldi yüreği,
ölümden kaçmak için, birdenbire,
geriledi, sığındı dostlarının arasına
ön sıralardan görünce onun çıkıverdiğini.
Homeros'un İlyada destanından
Çevirenler: A.Kadir-A.Erhat
Müzeyi dolaşırken belki de en çok, 2 öğrencinin ellerinde kara kalem ve resim defterleriyle heykelleri çekmesi dikkatimi çekti...
En çokta heykeller, ve mezar taşlarında ki oymalar son derece muntazamdı....

ve Aphrodite....
Güzel bir hafta ve güzel bir mayıs ayı dilerim....
kucak dolusu sevgiler...
Not: Fotoğraflar Küçük Hikayeler'e aittir...