Uyanmak istemedin biliyorum,
olsun herşeye rağmen hayat yine güzel,
hep güzel
...
Uyanmak istemedin biliyorum,
olsun herşeye rağmen hayat yine güzel,
hep güzel
...
December 28, 2011 at 11:02 PM in Bıdı Bıdılar..., HİKAYELERİM... | Permalink
merhaba
...
nasılsın
...
seni bir daha ne zaman görürüm bilmem ama
....
yalnız olmadığını bilmek güzel
ve bu beni mutlu ediyor
...
seni fazla tutmak istemiyorum o yüzden çabucak soracağım,
1990 yazında kaldığımız oteli hatırlıyor musun
lütfen hatırla
neden mi,
çünkü oraya gitmek istiyorum
...
yüzleşmek istediğim anlarım var, anılar değil
şimdi denizin hırçın zamanıdır,
etrafta sessizdir,
sobanın üzerinde demli bir çay mutlaka vardır,
girişte ki oturma grubunun hatta divan desem daha iyi olacak, yanında kırmızı bir kitaplık vardı.
Hatırlarsan gelen konuklar, kitapların sayfalarına kendilerince bir şeyler yazıyorlardı
...
bende bir şeyler karalamıştım,
belki sende karalamışsındır....
acaba ne yazdığımı bulabilir miyim,
mümkün mü
...
yoksa yıllar gibi o kitaplarda ki sayfalarda mı bir yerlere savruldu,
oysaki söz uçar yazı kalır derler ama
...
umarım otelin adını hatırlarsın
...
November 25, 2011 at 09:02 AM in HİKAYELERİM... | Permalink
hayat
bazen uzun bir uykudan uyanmak gibi
hayat
sevdiğin şehri bir daha görememek gibi
hayat
sonbahar bulutlarının oradan oraya dağılması gibi
hayat
doğuya gidecek treni beklemek gibi
hayat
sabah güneşini içine almak gibi
hayat
not defterin gibi
hayat
geçmişe bakarken geleceği istememek gibi
hayat
annenin sana küçükken söylediği nasihatlar gibi
hayat
kalbin ve ellerinin arasında gibi
hayat
bir merhaba
hayat
beklenmedik bir son
hayat
hayat işte...
anlamasak da çok değerli imiş...
October 05, 2011 at 10:47 PM in HİKAYELERİM... | Permalink
Sonbahar rüzgarları çoktan kapımı çaldı,
biliyorum yağmur sırasını bekliyor,
sonra kar ve sonra yeni yıl,
koca bir yıl bitmek üzere ve geriye dönüp baktığımda bu yıl ne kadar kayıp ettiklerim olmuş diye düşünüyorum,
biliyorum haksızlık bu,
ama bazen zamanda, olaylarda üzerime üzerime gelse de
hayat öyle bir düzen kuruyor ki,
bir tarafta iyi şeyler olurken diğer tarafta da bir sürü kötü şeyler oluyor...
umut hep var biliyorum,
zaten onsuz sanırım yaşanmaz ya da umutsuz insanların hikayelerinde hep bir şeyler eksik olur...
İnsan yaşadıklarından ders alır derler ya, ben hiç ders alamayacağım sanırım, belki de almak istemiyorum, nasıl istersem öyle yaşamak istedim, birini sevmiyorsam, sevmiyorum dedim, ama bir an öyle bir şey oluyor ki, zaman duruyor ve yapamıyorsun...
Eylül lütfen dayımı uyandır, lütfen...
başka bir hikaye de görüşmek üzere...
September 18, 2011 at 10:01 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Sevgili günlük,
Seni bu sene biraz, belki de çok ihmal ettim biliyorum,
ama sebebi o kadar güzel ve özel ki,
nedenini sen biliyorsun.
Evet hayatımda artık bir oğlum var ve şu an 10 ay 20 günlük
...
11 ay işe ara verdim. Bazıları gibi hemen işe başlamalıyım demedim, özel ve kaliteli zaman geçirmek istedim, ama erkenden işe başlamak isteyenlere de saygı duydum, hele zorunlu başlayanlara da çok üzüldüm.
Ve bu 11 ayda herşey kimi zaman yorucu, kimi zaman da çok keyifli geçti.
...
Üniversiteden beri hiç 1.5 ay deniz kenarında olmamıştım (hani Ankara da yaşıyorum ya , denizi çok özlüyordum), ama oğlumla 1.5 ay Ege'deydik.
Sabahları erkenden kalkıp sahil kenarında yürüdük.
Tuz kokusunu içimize çektik.
O hep arabasındaydı, ama olsun,
kahvaltısını yaptırıp denize götürüyordum.
Sahilde kucağında bebekle dolaşan, uyuduğunda gazoz içen bendim.
Fotoğraf makinemi elime aldığımda hep O'nu çekiyordum,
biraz daha büyüsün O'nunla da fotoğraf çekeceğiz
...
umarım O'da fotoğrafı çok sever
...
Arada sana da bakıyordum, bir şeyler yazmak istiyordum, ama yazmak yerine oğlumla vakit geçirmek istedim.
Şimdi tekrar işime döndüm.
İşe dönmek keyifli ya da değil, ama artık seni fazla ihmal etmemeye çalışacağım.
Beni bir senedir hoş gördüğün için teşekkürler...
sevgiler
Zeynep
August 22, 2011 at 10:19 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Sen hangisi olmayı isterdin,
yalandan ağlayıp ilgi manyağı olmayı mı,
yoksa uyanıkken rüya görmeyi mi,
çılgın dalgalarla boğuşurken,
sallanan sandalyende uyumayı mı,
yoksa çılgınca şarkı söylemeyi mi,
sanırım gün bitiyor
...
ve bilmediğim uzaklarda gün başlıyor
...
bazılarımız için zor zamanlar
...
karışık temmuz sonu...
July 27, 2011 at 09:04 PM in HİKAYELERİM... | Permalink
Çilek üstü pudra şekeri,
yanında eskilerden kalma bir aşk mektubu
...
su muhallebisi,
öncesinde gelen bir telefon
...
balkonda bir sardunya,
sonrasında köpüklü bir türk kahvesi
...
taş fırından çıkma çıtır çıtır simit,
tuz kokusu,
deniz,
ege
...
sabahın beşi,
otoparkta kırmızı bir uçurtma
...
bahar sanırım geldi,
gün batımları rengarenk,
yazlıklar dolaplardan çıktı,
ve deniz seni çok özledim
...
kucak dolusu sevgiler
May 16, 2011 at 09:17 PM in Bıdı Bıdılar..., HİKAYELERİM... | Permalink
May 11, 2011 at 08:16 PM in Bıdı Bıdılar..., HİKAYELERİM... | Permalink
dün gece seni rüyamda gördüm,
ama konuşmadık
...
Mayıs da geldi,
hem sessizce açan bahar dallarıyla
hem de güzel tatlarla
...
Daha önceki yıllarda mutlaka bahar dallarını takip ederdim,
ne zaman açacak,
ya da ne renk,
hangi ağaç önce açacak diye
...
hatta işi abartıp otobüs duraklarında,
arabanın aynasından sürekli fotoğraf çekerdim
...
ama bu bahar başka
...
takip etmekte geciktim
...
sebebi belki de değişen ben,
belki de değişmeye inat eden ben
ya da kendimi bulmaya giden
ve neler olduğunu anlamayan zeynep
...
insan işten uzak olunca,
hatta belki de sürekli evde olunca,
kafayı yeme noktasında,
birden bir gülücükle alt üst oluyor
...
ha birde denizi çok özledim,
tüm bu karmaşıklığın sebebi acaba tuz kokusu olabilir mi
...
güzel ve neşeli bir mayıs olsun,
içiniz kıpır kıpır olmaktan bıkmasın,
yeni yerler keşfetmekten korkmayın
bir de bahar dallarından bir demet yapıp evde ki vazoya koyun,
...
güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
...
May 01, 2011 at 07:32 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
April 25, 2011 at 09:24 PM in HİKAYELERİM... | Permalink
bir nefes işte
bir an var bir an yok...
ne yazacağımı, ne söyleyeceğimi bilemediğim zamanlardan biri
hatta belki de en ağırı...
sana ne kadar teşekkür etsem azdır,
gülümün gülü derdin bana,
kardeşim olduğunda dizine oturtmuş
ve adı ne olsun Zeyno demiştin
hep torunlarını dinlerdi,
onlar ile gurur duyardın
biz senin altı torunun seni çok seviyoruz,
sana sıkıca sarıldığımızda hep alnımızdan öperdin...
her sabah erkenden kalkıp bahçeyi sulardın
birde erken çay içmek gibisi yok derdin...
şimdi yazlığı hatırlıyorum ve ağlıyorum
öyle anılar var ki çok ağır hemde çok ağır oldu...
benim dedem,masmavi gözleri vardı...
çok okurdu,inanırdı,hakimlik, savcılık, avukatlık, parlamenterlik bile yapmıştı,
dolu dolu bir adamdı
kısaca bizim çınarımızdı
şimdi meleklerin yanında
güle güle Muzaffer dedem...
March 27, 2011 at 09:26 PM | Permalink
illa bir sebebi mi olmalı konuşmak için
...
o zaman sen yine beklemede kal...
bir bilsen, ne çok değiştim,
evet ben...
bahçede ki yapraklar döküldü,
ve biz taşındık,
hemde sonbaharda...
şimdi başka şehir,
başka bir kalp...
ama gözlerim hep aynı..
hepsi bitti işte...
günler kayıplara karıştığında,
hayallerim işe koyuldu,
belki de unutmama yardımcı olurken,
gözlerim camda ki buzlara takıldı...
bende üşüyorum şimdi,
hemde tam ısınmışken,
tükettiklerimi düşünürken...
hepsi bitti işte...
günler de kayıp oldu,
ve kalbimde beklemekten yoruldu
...
başka bir hikayede görüşmek üzere
kucak dolusu sevgiler
March 13, 2011 at 10:19 PM in HİKAYELERİM... | Permalink
işte şöyle, böyle derken 2011'den bitti mi iki ay
...
March 01, 2011 at 07:53 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Şimdi kış ortasında sinema, yanında sicacık patlamış mısır ardından da buz gibi Coca Cola...
olmaz mı olur olur,
hemde çok şık olur...
Coca Cola'nın tadını sanırım bilmeyeniniz yoktur.
Zararlı yararlı(bence hiç yararlı değil) tartışmaları arasında, sizlere Coca Cola'nın merkezi Atlanta'da ki müzesinden bahsetmek istiyorum...
*** Coca Cola'nın yapılışı ile ilgili küçük bir fabrika var, sizde bu fabrikanın içinden geçerek tüm yapım ve paketleme aşamalarını görebiliyorsunuz.
*** Dünyanın her yerinden değişik türde tatlar ve şişe örnekleri var. İstediğiniz ülkenin Cola standına giderek, plastik bardağınızı musluğun altına koyup deneyebilirsiniz.
*** İlk olarak 1886 icat edilmiş ve sodalı içecek olarak satışa sunulmuş.
*** Coca Cola'nın dünyada ki tanıtım afişleri ve reklamlarını görebilirsiniz.
*** 3 boyutlu Coca Cola'nın reklam filmini seyredebilirsiniz, çok eğlenceli.
güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
Ve sonunda bir kez daha anladık ki Coca Cola en keyifli cam şişeden içilir...
February 16, 2011 at 08:45 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Lapa lapa yağan kar,
sicak bir çikolata,
agu magu
...
gece yarısı telefonu,
susmayan bir çene,
kadınlar ve erkekler,
kısacası sohbet, ilişkiler üzerine
...
biliyorum hiç bitmez bu tartışma,
ama sonunda arkadaşımın söylediği bir laf,
aklıma takılıyor.
Zeynep şunu düşün diyor,
kadınlar kontrol manyağıdır
...
gerçekten öyle miyiz,
her şeyi kontrol etmeye çalışır mıyız,
evi,
işi,
aşkı,
yaşadığımız ilişkilerde
herşey tam olsun ister miyiz,
olmayınca kendimizi üzer miyiz
...
ben kendi adıma cevap veriyorum,
her şeyin en iyisini istemek,
kontrol manyaklığı ise,
kontrol manyağıyım...
peki ya siz...
Hoşgeldin Şubat
...
kucak dolusu sevgiler
February 01, 2011 at 10:19 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Ocak mı desem
Şubat mı,
bilmem aşkın ayı hangisi,
ama nedense Şubat ve kırmızıyı seviyorum
çok kar yağsın istiyorum,
sahlep,
kestane,
boza
vazgeçilmezlerim
...
sanırım aşk bu ayda uğramadı,
aman boşverin aşkı
yaşamaya bakın
...
hem kar da yağmadı
...
bu aralar bez bebeklere takmış durumdayım,
birde yağlı boya tablolara,
...
unutmadan hazır yarı yıl tatili de gelmişken,
neden bir çocuğu memnun etmiyorsunuz,
ona kitap alın
...
Sarıkamış KAzıkkaya ilköğretim okulunda ki anaokulu için bir koli hazırladık,
umarım hoşlarına gider,
eğer isterseniz sizde yardım edebilirsiniz,
Facebookta ki adresleri için
http://www.facebook.com/update_security_info.php?wizard=1#!/event.php?eid=117307641669115
işte böyle
Ocak bitmek üzere,
umarım güzel geçirmişsinizdir,
kucak dolusu sevgiler
...
January 25, 2011 at 04:24 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Ocak
ne dinlenir,
ne okunur,
hangi filme,
ya da
oyuna gidilir,
hangi yemek yapılır,
hangi çikolata yenir,
ve hangi alışveriş en indirimli diye düşünürken,
birde bakmışız ayın 11'i...
bence karışık bir ay,
ne kar, ne de yağmur var,
olmazsa olmaz gri bulutlar,
ortaya karışık tahinli lahmancun,
ve birde kapıda ki bisiklet...
ama üç teker...
güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
January 11, 2011 at 04:16 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Şimdi denize açılma vakti gelmişse de,
sen biraz daha bekle olur mu...
öyle hemen itiraz etme,
hani belki yanına bir arkadaş alırsın,
ya da yalnızlık ile
iki kadeh
sohbet edip, eskilerden
bahsedersiniz...
bu gece dolunay,
sen seversin,
eski lüks lambanı da almayı unutma...
o koya git,
biraz aşk,
biraz da efkar dağıt...
yeni bir yıl,
yeni bir hayata kürek çekme vakti...
kucak dolusu sevgiler...
January 05, 2011 at 06:41 PM in HİKAYELERİM... | Permalink



|

