Uyanmak istemedin biliyorum,
olsun herşeye rağmen hayat yine güzel,
hep güzel
...
Uyanmak istemedin biliyorum,
olsun herşeye rağmen hayat yine güzel,
hep güzel
...
December 28, 2011 at 11:02 PM in Bıdı Bıdılar..., HİKAYELERİM... | Permalink
Sonbahar rüzgarları çoktan kapımı çaldı,
biliyorum yağmur sırasını bekliyor,
sonra kar ve sonra yeni yıl,
koca bir yıl bitmek üzere ve geriye dönüp baktığımda bu yıl ne kadar kayıp ettiklerim olmuş diye düşünüyorum,
biliyorum haksızlık bu,
ama bazen zamanda, olaylarda üzerime üzerime gelse de
hayat öyle bir düzen kuruyor ki,
bir tarafta iyi şeyler olurken diğer tarafta da bir sürü kötü şeyler oluyor...
umut hep var biliyorum,
zaten onsuz sanırım yaşanmaz ya da umutsuz insanların hikayelerinde hep bir şeyler eksik olur...
İnsan yaşadıklarından ders alır derler ya, ben hiç ders alamayacağım sanırım, belki de almak istemiyorum, nasıl istersem öyle yaşamak istedim, birini sevmiyorsam, sevmiyorum dedim, ama bir an öyle bir şey oluyor ki, zaman duruyor ve yapamıyorsun...
Eylül lütfen dayımı uyandır, lütfen...
başka bir hikaye de görüşmek üzere...
September 18, 2011 at 10:01 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Sevgili günlük,
Seni bu sene biraz, belki de çok ihmal ettim biliyorum,
ama sebebi o kadar güzel ve özel ki,
nedenini sen biliyorsun.
Evet hayatımda artık bir oğlum var ve şu an 10 ay 20 günlük
...
11 ay işe ara verdim. Bazıları gibi hemen işe başlamalıyım demedim, özel ve kaliteli zaman geçirmek istedim, ama erkenden işe başlamak isteyenlere de saygı duydum, hele zorunlu başlayanlara da çok üzüldüm.
Ve bu 11 ayda herşey kimi zaman yorucu, kimi zaman da çok keyifli geçti.
...
Üniversiteden beri hiç 1.5 ay deniz kenarında olmamıştım (hani Ankara da yaşıyorum ya , denizi çok özlüyordum), ama oğlumla 1.5 ay Ege'deydik.
Sabahları erkenden kalkıp sahil kenarında yürüdük.
Tuz kokusunu içimize çektik.
O hep arabasındaydı, ama olsun,
kahvaltısını yaptırıp denize götürüyordum.
Sahilde kucağında bebekle dolaşan, uyuduğunda gazoz içen bendim.
Fotoğraf makinemi elime aldığımda hep O'nu çekiyordum,
biraz daha büyüsün O'nunla da fotoğraf çekeceğiz
...
umarım O'da fotoğrafı çok sever
...
Arada sana da bakıyordum, bir şeyler yazmak istiyordum, ama yazmak yerine oğlumla vakit geçirmek istedim.
Şimdi tekrar işime döndüm.
İşe dönmek keyifli ya da değil, ama artık seni fazla ihmal etmemeye çalışacağım.
Beni bir senedir hoş gördüğün için teşekkürler...
sevgiler
Zeynep
August 22, 2011 at 10:19 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Çilek üstü pudra şekeri,
yanında eskilerden kalma bir aşk mektubu
...
su muhallebisi,
öncesinde gelen bir telefon
...
balkonda bir sardunya,
sonrasında köpüklü bir türk kahvesi
...
taş fırından çıkma çıtır çıtır simit,
tuz kokusu,
deniz,
ege
...
sabahın beşi,
otoparkta kırmızı bir uçurtma
...
bahar sanırım geldi,
gün batımları rengarenk,
yazlıklar dolaplardan çıktı,
ve deniz seni çok özledim
...
kucak dolusu sevgiler
May 16, 2011 at 09:17 PM in Bıdı Bıdılar..., HİKAYELERİM... | Permalink
May 11, 2011 at 08:16 PM in Bıdı Bıdılar..., HİKAYELERİM... | Permalink
dün gece seni rüyamda gördüm,
ama konuşmadık
...
Mayıs da geldi,
hem sessizce açan bahar dallarıyla
hem de güzel tatlarla
...
Daha önceki yıllarda mutlaka bahar dallarını takip ederdim,
ne zaman açacak,
ya da ne renk,
hangi ağaç önce açacak diye
...
hatta işi abartıp otobüs duraklarında,
arabanın aynasından sürekli fotoğraf çekerdim
...
ama bu bahar başka
...
takip etmekte geciktim
...
sebebi belki de değişen ben,
belki de değişmeye inat eden ben
ya da kendimi bulmaya giden
ve neler olduğunu anlamayan zeynep
...
insan işten uzak olunca,
hatta belki de sürekli evde olunca,
kafayı yeme noktasında,
birden bir gülücükle alt üst oluyor
...
ha birde denizi çok özledim,
tüm bu karmaşıklığın sebebi acaba tuz kokusu olabilir mi
...
güzel ve neşeli bir mayıs olsun,
içiniz kıpır kıpır olmaktan bıkmasın,
yeni yerler keşfetmekten korkmayın
bir de bahar dallarından bir demet yapıp evde ki vazoya koyun,
...
güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
...
May 01, 2011 at 07:32 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
işte şöyle, böyle derken 2011'den bitti mi iki ay
...
March 01, 2011 at 07:53 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Şimdi kış ortasında sinema, yanında sicacık patlamış mısır ardından da buz gibi Coca Cola...
olmaz mı olur olur,
hemde çok şık olur...
Coca Cola'nın tadını sanırım bilmeyeniniz yoktur.
Zararlı yararlı(bence hiç yararlı değil) tartışmaları arasında, sizlere Coca Cola'nın merkezi Atlanta'da ki müzesinden bahsetmek istiyorum...
*** Coca Cola'nın yapılışı ile ilgili küçük bir fabrika var, sizde bu fabrikanın içinden geçerek tüm yapım ve paketleme aşamalarını görebiliyorsunuz.
*** Dünyanın her yerinden değişik türde tatlar ve şişe örnekleri var. İstediğiniz ülkenin Cola standına giderek, plastik bardağınızı musluğun altına koyup deneyebilirsiniz.
*** İlk olarak 1886 icat edilmiş ve sodalı içecek olarak satışa sunulmuş.
*** Coca Cola'nın dünyada ki tanıtım afişleri ve reklamlarını görebilirsiniz.
*** 3 boyutlu Coca Cola'nın reklam filmini seyredebilirsiniz, çok eğlenceli.
güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
Ve sonunda bir kez daha anladık ki Coca Cola en keyifli cam şişeden içilir...
February 16, 2011 at 08:45 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Lapa lapa yağan kar,
sicak bir çikolata,
agu magu
...
gece yarısı telefonu,
susmayan bir çene,
kadınlar ve erkekler,
kısacası sohbet, ilişkiler üzerine
...
biliyorum hiç bitmez bu tartışma,
ama sonunda arkadaşımın söylediği bir laf,
aklıma takılıyor.
Zeynep şunu düşün diyor,
kadınlar kontrol manyağıdır
...
gerçekten öyle miyiz,
her şeyi kontrol etmeye çalışır mıyız,
evi,
işi,
aşkı,
yaşadığımız ilişkilerde
herşey tam olsun ister miyiz,
olmayınca kendimizi üzer miyiz
...
ben kendi adıma cevap veriyorum,
her şeyin en iyisini istemek,
kontrol manyaklığı ise,
kontrol manyağıyım...
peki ya siz...
Hoşgeldin Şubat
...
kucak dolusu sevgiler
February 01, 2011 at 10:19 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Ocak mı desem
Şubat mı,
bilmem aşkın ayı hangisi,
ama nedense Şubat ve kırmızıyı seviyorum
çok kar yağsın istiyorum,
sahlep,
kestane,
boza
vazgeçilmezlerim
...
sanırım aşk bu ayda uğramadı,
aman boşverin aşkı
yaşamaya bakın
...
hem kar da yağmadı
...
bu aralar bez bebeklere takmış durumdayım,
birde yağlı boya tablolara,
...
unutmadan hazır yarı yıl tatili de gelmişken,
neden bir çocuğu memnun etmiyorsunuz,
ona kitap alın
...
Sarıkamış KAzıkkaya ilköğretim okulunda ki anaokulu için bir koli hazırladık,
umarım hoşlarına gider,
eğer isterseniz sizde yardım edebilirsiniz,
Facebookta ki adresleri için
http://www.facebook.com/update_security_info.php?wizard=1#!/event.php?eid=117307641669115
işte böyle
Ocak bitmek üzere,
umarım güzel geçirmişsinizdir,
kucak dolusu sevgiler
...
January 25, 2011 at 04:24 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Ocak
ne dinlenir,
ne okunur,
hangi filme,
ya da
oyuna gidilir,
hangi yemek yapılır,
hangi çikolata yenir,
ve hangi alışveriş en indirimli diye düşünürken,
birde bakmışız ayın 11'i...
bence karışık bir ay,
ne kar, ne de yağmur var,
olmazsa olmaz gri bulutlar,
ortaya karışık tahinli lahmancun,
ve birde kapıda ki bisiklet...
ama üç teker...
güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
January 11, 2011 at 04:16 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Bazen ulaşmak istediğimiz hayaller, aslında yanıbaşımızdadır ya da hiç ummadığımız anda kapımızı çalar.
Evet uzun bir ara oldu, farkındayım, ama tatlı bir rüya gördüm, şimdi o rüyanın tadını çıkarıyorum.Evet 7/24 bir mesai içindeyim ama hiç şikayetçi değilim.
Uykusuzluklarım, dalgınlıklarım oluyor ama rüya devam ediyor. Hatta bu yazıyı yazarken bile, çabucak mesaiye döneceğim diye düşük cümleler kurabilirim ama kim kurmuyor ki...
iyi ki küçükhikayeler var ve iyi ki hikayeler hep hayatımızda, sanırım uzun zamandan beri ilk defa fotoğrafsız bir yazı olacak...
KEndinize iyi bakın
kucak dolusu sevgiler
October 25, 2010 at 06:48 PM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
tekrar mı düşünsek acaba;
ne için çalışıyor ve neden insanca yaşayamıyoruz...
September 24, 2010 at 09:44 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
September 02, 2010 at 09:02 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Hava çok sicak,
yağmur yağsa da,
Ankara'ya sicak geldi mi,
evet geldi,
hemde şiddeti bayıltıcı derecede...
Bu sicakta işe gidilir mi cıkk!! gidilmez,
evde durulmaz,
alışveriş merkezlerinde dağıtılmaz,
bozuk yollarda sakin araba kullanılmaz,
hele birde o yolların ortalarına denk getirilen logar kapakları ile
çıldırmadan olmaz,
gerçekten o kapakların yolların ortasına gelmesi şart mı,
eğer şart ise, yamalı bohça gibi yapılan asfaltlar neden düzgün bir şekilde atılmaz,
sonra asfalt atılan yollara beyaz şerit neden çizilmez,
malum araba kullanmayı beceremiyoruz,
bari düzgün şeritte gitmeyi becerelim...
kırmızı ışıkta beklerken,
sağdan ışığa aldırmadan yolun boş olduğunu görüpte geçen şöför
kendini çok zeki sanıp,
aynadan kırmızıda duranlara ben çok cinim bakışı
atarsa....
Ankarada trafik berbat,
hatta İstanbul'dan gelenler bile buna şaşkın...
acaba üniversitelerde yol ve kaldırım mühendisi açmak gerekir mi,
hani her yere mantar gibi üniversite açıp,
sonra da etrafta bir sürü teorikten yoksun ama pratik yapmak isteyen pek çok mutsuz genç bırakmak
bir marifet mi...
en iyisi siz,
tatile çıkın,
ama bizim gibi tatil daha çok uzaksa,
çocuklar gibi fıskıyenin altına girin...
güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
July 12, 2010 at 09:00 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
OoOoo
Temmuz hoşgeldin,
gel buyur 7.aya,
ne yazsam diye düşünürken,
Teoman'dan en sevdiğim parçalardan biri çalıyordu,
bende sizlerle paylaşmak istedim...
kıpır kıpır olmanız dileğiyle...
kucak dolusu sevgiler....
bulutlar iç içe ve her an başka bir
başka bir adla, başka bir zamanda rastlasaydım demiştim ya o
vazgeçtim, kaçmak yok, söz bu kez
çok
bak, çok gevezeysem, hadi kapat çenemi
sözcükler ne ki duygular yanında
yoksa yarın sabah uyanıp ayrılınca
utanacağım şeyler söyleyebilirim şimdi
ya da bırak
kalbime biraz daha
yalancıyımdır biraz ama bana inan
sarhoşken hep çok sahic
yine fazla içmiştim bu
coşmuş kalbim,of nal gibiyim.
sağır, kör, dilsiz görünür kalbim
ama bil, ben aslında iyi biriyim
bilirim, çok kirlidir aşk sicilim
sadakat konusunda pek iddialı değilim
ama bu kez
sen denersen, ben de denerim
pek
gel hadi ‘ortaçgil’ dinleyelim
sıcaklığını verirken sen bana
sızayım aniden kollarında
çok düşündüm kaçarım diye ama dedim;
ne
ve hele ne zaman düşünsem seni
yaprak gibi titriyorken kalbim
July 01, 2010 at 09:05 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Bazı insanların el becerileri fazladır, bunu kabul ediyorum, ama benim değil. Bir iğne ve ipliği tutarken bile baştan heyecanlanıyorum. Anneannem çok güzel dikiş diker, halan yaşına bakmaksızın o eski siyah singerinin başına oturur, tıkı tıkı küçük yastıklar diker. Belki de o yüzden evde iken hiç canı sıkılmaz, dikiş belki de O'nu en iyi oyalayan şey.
Dikiş dikmek sabr işidir , bazen tam bitti dersiniz tekrardan
sökersiniz. Kumaşı seveceksiniz, keserken dikkat edeceksiniz,
defterinizde ki ölçülere tekrar tekrar bakacaksınız, gerekirse
çekinmeden tekrar provaya çağıracaksınız.Kısacası seveceksiniz diye
ekliyorlar. Ve kumaşı kesmeden önce sabunla çizmeleri sanırım en büyülü
anlardan biri.
Şimdi yanlarına bir çırak arıyorlar ama bugünkü çocuklar 20 gün
durup, dışarıda mendil satmanın daha karlı olduğunu düşünüyorlar diye
espri ile karışık vurguda bulunuyorlar; oysaki bizim meslek bir ömür
boyu yapılır, hele birde el becerin varsa...
Hepinize güzel bir hafta diliyorum
kucak dolusu sevgiler
Not: Ankara Kale Festivali'ne giderseniz eğer, iki fotoğrafım size selam verecekler, kale sokaklarından, keyifli haftasonları
June 04, 2010 at 09:05 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink
Şubat,
Mart,
Nisan,
Mayıs,
sevdim bu ayları ama bir türlü silkinemedim,
hatta fotoğraf bile
çekemedim,
sanırım 2010 ajandasına silkinemediğim aylar olarak geçecek,
olsun demek ki öyle olması gerekiyormuş.
Bugün 1 Haziran,
yazın başlangıcı,
sicak bir gün,
biraz da bulutlu,
ama kuşlar cıvıl cıvıl,
belki sizde öylesinizdir,
ne olur öyle cıvıl cıvıl olun,
renkli elbiseler giyin,
babetler ile dans edin,
kırmızı ya da pembe ruj sürmeden sakın çıkmayın :)
Haziran güzel bir sürpriz ile kapımı çaldı,
4-6 Haziran tarihleri arasında Ankara Kale Festivali kapsamında, kale
sokaklarında iki fotoğrafım sergilenecek.
Yukarıda ki iki fotoğraf;
Fotoğrafını çektiğim güzel kıza tekrar vermek üzere götürdüm,
ve bana çok güzel bir gülümseme ile karşılık verdi.
Mahallenin yaramaz dörtlüsü ise öyle bir duruş sergilediler ki,
çoğu insan kurgu sandı,
ama biliyorsunuz ki fotoğrafta doğallığı sevenlerdenim ben...
Eğer fırsatınız olursa
festivale katılmanızı öneririm, ayrıca fotoğraflarım da sizleri sevgiyle selamlayacaklar...
Güzel bir Haziran ve hepiniz için bol sürprizli olsun
...
kucak dolusu sevgiler
June 01, 2010 at 08:55 AM in Bıdı Bıdılar... | Permalink



|

