Uzun zamandır yazmıyordum, yoktum buralarda.
Bugün için Şirince ile ilgili fotoğraflar ve hikayeler vardı yayınlanmak üzere bekleyen, ama olan onca şeye rağmen kayıtsız kalamadım, zaten kalmamakta gerek.
MegaKöy İstanbul'un, Tekirdağ'ın halini televizyonlardan izleyince, içim ürperdi. 1999 depremi geldi aklıma...Bu deprem değildi, ama sanki bir ön yoklama gibiydi. O zamandan 10 yıl geçmiş, ne yapılaşma durmuş, ne önlemler alınmış, ucuzundan bir yaşam devam etmiş, yazık. Günler öncesinden uyarılar yapılmasına rağmen, ne bir tedbir, ne bir iletişim, her şey boş. Teknoloji çağında yaşıyoruz diyorlar, peki her ilde ki meteoroloji merkezleri ne iş yapar, hangi donanıma sahipler, gerektiğinde ne yaparlar. Bu ülkede yaşayan onca insan neden sürekli hep bir şeyleri sorgulamak zorunda, ya da hep bir şeyler düşünmek zorunda, şöyle olsa daha iyi olmaz mıydı gibi, tıpkı şimdi benim yaptığım gibi. Neden işin en iyileri otururken( asıl işlerden uzak bırakılırken), kapıdan geçenler yönetici olup plansız işlere imza atarlar, NEDEN...neden herkes işinin en iyisini yapmak yerine, daha çok nasıl köşeyi dönerimi düşünüyor.
bu ülkede HUZURLU yaşam var mı, var sanırım EGE'de bir dağ köyünde...




