*******************************************
29 mart 2006 14.03'te Güzelyurt'ta ol tamam mı ve birde sakın ama sakın gelmemezlik etme, kaçırırsan 54 yıl daha karşılaşamayız seninle dedi ve gitti....
54 yıl çok uzun bir zamandı ve en önemlisi de O'nu çok merak ediyordum; kimdi, neden Güzelyurt idi ve hikayesi neydi...
Yolda, O'nun için kafamda onca şey planlıyordum ,ellerimi uzatıp dokunmak, hissetmek, konuşmak ve gözlerimle O'nu takip etmek istiyordum, peki ya gerçek miydi acaba...
Güzelyurt'a geldiğimde ise anlamıştım ki, O'na çok yakın olmam için özellikle burayı seçmişti....
O yüzden de en yükseğe çıkmalıydım...
O'nu göreceğim yere, erken gelmem işe yaramıştı, bir yandan tırmanıyor, bir yandan da saatime bakıyordum...
Zaman gelmek üzereydi, sadece 10 dakikamız kalmıştı.. güzel 1 bahar havası vardı, derin derin nefes alıp bolca oksijen topluyordum, etrafımda yeni açan çiğdemleri görüp seviniyor ve bu arada "nerdesin" diyordum...
birden hafiften esen ılık rüzgar bir anda hızlandı ve saçlarımı dağıtmaya başladı, ellerim üşümeye başladı ve geliyor mu acaba dedim. Bir anda mavi gökyüzü, hafiften griye, sonra siyah ile yeşil arası bir renge ve sonra da ....
O an gelmişti işte, kalbim küt küt atarken, zaman sessizleşti, ben sessizleştim ve 3 dakika boyunca hiçbir şey düşünmedim, sanki başka 1 yerdeydim...oysa onca şey vardı kafamda...
Karşımdaki Hasan DAğı susmuş,
biraz ilerimdeki kuşlar gitmiş,
Güzelyurt ışıklarını yakmış,
ama en önemlisi güneş ve ay tüm bu sessizliğin içinde hareket halinde işte geldik diyorlardı...
evet gerçekti...
keyifli haftasonları....
Not:Fotoğraflar Küçük Hikayeler'e aittir...
** Fotoğraf Makinemde özel bir filtre olmadığı için o an onları çekemedim, ama zaten güneşte ayda benim onları çekmemi istemediler, sadece o özel anı yaşa dediler....















Adascigim, en ozel bulusmalardan biri olmus, belli..iyi ki gitmissin onu gormeye. hepimizin yerine, dokunmussun ona. fotograflarin cok guzel, tertemiz hava ile doldu bir anda odam. ben diyorum ki 54 yil sonra hep beraber izleyelim..
guzel bir haftasonu olsun....mutluluk olsun, sevgi olsun, baris olsun, huzur olsun.
Posted by: zeynep | March 31, 2006 at 10:30 AM
Millet daglara falan atmis kendini bakarmisin.Filtre mitre ,cekseydin birse Zynep ya ,ne oalcak para ile degil ya :-)
Yanliz bu postinginde benim en cok merak ettigim , o cicegin hala orda olup olmadigi ,ya da birisin üzerine basip basmadigi,bir de güzel cicek koparilir olayini takiben biri koparmismidir diye düsündüm.
Bugün kendimi cok duygusal,doga aski gördüm.
slmlar
TD
Posted by: Mr TD | March 31, 2006 at 11:19 AM
Adaşçığım 54 yıl sonra o zaman sözleşelim şimdiden:)
o zaman 80 küsür yaşımızda da olsak gene de mutlulukla çıkarız biz tepeleri:D
Mr.TD o çiçekleri sanıyorum kimse koparmadı(çiğdemlerin nesli tükenmek üzereymiş...) ama daha yukarılarda mor çiçekler varmış, yurdum insanı koparmış birde kulak arkası takmıştı bile ama olsun yakışır bize ehueuehe...
Gittiğimiz ekip dilayra'nın dediği gibi dağcı ve fotoğrafçı ekibiydi o yüzden onlar bana göre çok daha profesyonellerdi...hepsinde bir sürü makine, filtre bende dedim ki ben seyredip sadece doğayı çekeceğim...eğer onlardan bize fotoğraf gelirse tabi ki isim belirterek koyarız dilayra ile birlikte;)
güzel 1 haftasonu dilerim sizlere:))
Posted by: zyn₪p | March 31, 2006 at 01:46 PM
Super olmus ..Iyiki gitmissiniz biz gormesekte senin anlatiminla ben bile heyecanlandim..
Posted by: aysin | March 31, 2006 at 07:35 PM
Keşfetmeyi ve keşife bizi zorlayan duygu nedir?
Adrenalin? merak ? ...yada zekamız mı?
En büyük keşif nedir?
Kimsenin görmediği ve bilmediğini mi ilk defa görmek?..yada farketmediğini, gözünde olanımı farketmek?
O zaman Isaac Newton bir kaşif! Yada bilim adamı!...bunları bir kenara bırakıyorum, bunu düşünmeye ve bitmeyecek keşifine devam edeceğim yine sanırım:)
Bugün her biri bir yerde kendi çapında kariyer ve mevki sahibi çocukluk arkadaşlarım ve ailelerimiz ile beraber Akçaydayız.
Duyduk ki, Kleopatranın yıkanmaya geldiği minik bir çağlayan varmış dağlarda.Su içilebilir, manzara harika ama yol da bir o kadar da zormuş.
17 li yaşlarda zorluk= cazibe..yada keşif ruhunun saf hali.
Araba ile çok zor uzun bir yol aldık,önce çağlayanın kuru dere yatağında ilerledik, sonra araba gidemez yopla gelince yürümeye başladık.Egenin kekik/yasemin kokusu ve kendine has doğasında ve o sıcakda yürüyüş.
Sularımız bitti, canımız çıktı.Kleopatranın yıkandığı şelalenin suları gözükmeye başladı.
...şelale ilerde olmalı...su çok berrak ve soğuk...içilir mi içilmez mi tartışmalarını bir kenara bırakıp kana kana içtik sudan.Çok güzel ve hoş bir su.Tadını hala hatırlıyorum.dere istikametinde 30 mt kadar yürümeye devam etmiştik ki derenin içinde kocaman ve çürümüş bir domuz ceseti gördük.Suyun lezzetinin nedeni hemen anlaşıldı.
1-2 sattlik zorlu yürüyüş ve tehlikeli kaya tırmanışının hemen sonrası, o eşsiz manzarayı gördük.
Domuz cesetli su içmenin ve 4 saat ıssızlıkta yürümenin ödülü.
Şelale kratrinde hem yüzdük hemde yüzerken su içtik, su içmenin daha kötüsü ne olabilirdi ki?
Posted by: erol | April 01, 2006 at 01:14 PM
54 yil sonra, nene haline geldigimizde de, biz cantalarimi alip gideriz izlemeye..yeterki yasiyor olalim..
Posted by: Tugce | April 01, 2006 at 11:33 PM
aysin'cim 54 yıl sonra hep beraber gideceğiz Tuğçe'nin dediği gibi nine olarak ama olsun......:)
Erol merhaba hoşgeldin:)
keşfetmeyi bize zorlayan belki biraz adrenalin belki de zamanımızın azalmasını düşünmek belki de sadece güzel vakitler geçirmek için merak...
umarım akçaydaki o kleopatranın yıkandıgı suya bır daha gıdebılırsın ve o gunlerı anarsın:)
tugcecım torunlarımızla gıderız daha guzel olmaz mı hehe...:D
Posted by: zyn₪p | April 03, 2006 at 09:44 AM
printer in acik mi?
:-)
Posted by: Mr TD | April 03, 2006 at 10:22 AM
Mr. TD günaydın:)
printerim açık olmaz mı her zaman açık...
neden? kih kihh:D
Posted by: zyn₪p | April 03, 2006 at 11:20 AM