Gece inerken...

Hav

Gündüz kadar gece de güzeldir aslında...
Işıkların altında sayısız hikaye,
köşede para derdinde olan insanlar,
caddede dertlerini unutmuş bir sarhoş,
penceresinin önünde bir kadeh şarap içen Fransız....

Kusadam 

Bu aralar Fahir Atakoğlu'nun İZ albümünü dinliyorum, ah ne kadar güzel bir albüm olmuş. Sizi bir yerden alıp başka yerlere götürüyor...Fahir Atakoğlu'nun besteleri, Sezen Aksu, Tarkan, Sertab Erener, Nilüfer ve Levent Yüksel'in sesiyle bütünleşmiş...Özellikle o piyano...


Dus


Sonra Suzan Kardeş'ten Bekriya...Bülbül ve Gül 'den etkilenmemeniz mümkün mü...


gece inerken
söner perde perde grubun rengi diye devam eden Alaturka, sonra Sertab'tan İstanbul...mutlaka dinleyin bu albümleri...


Yaz bitmek üzere ve artık akşamları rüzgarlar sert esiyor.Ama Ankara'da halen uğramadıysanız, Park Caddesi güzel rüzgarlar eşliğinde dostlarınızla oturup sohbet edeceğiniz pek çok yer ile dolu, biz bu yazı hep orada geçirdik,çokta keyif aldık...

güzel bir yaz akşamı diliyorum, bol ışıklı ve bol kahkaha dolu...

keyifli haftasonları...

kucak dolusu sevgiler...

Hayat bir umut Dizisi mi...

Umuda
Bu aralar hiç fotoğraf çekemiyorum, zaten makinemde gitti...

O yüzden bolca eski fotoğraflarıma bakıyorum, bazen gülüyorum bazen umudumu yitiriyorum ama sonra diyorum ki,

İnsan umudunu kaybettiğinde, kendini çaresiz hissedermiş, kafası karışırmış, sağlıklı düşünemezmiş ve bulunduğu mekandan uzaklaşmak istermiş.Hatta hıçkırıklara boğularak ağlayanlar da varmış, ama en tehlikeli olanı kendi kabuklarını çekilenlermiş; onlar kendi duvarlarını örerlermiş falanda filanmış...

İşte 2 yıl önce Kastamonu sokaklarında gezinirken, çatıya koyulmuş hatta belki de unutulmuş bu saksıları gördüğümde bu fotoğrafın adını umudun fotoğrafı koymuştum...

Martın ortasında güneş,
çatıda çiçekler
ve umuda uzanan ilkbahar...

Umudunuz hep var olsun...

kucak dolusu sevgiler...

Buluşma

Hikaye

En çok dedi kadın,
en çok ne seni sevindirir...

Elimde kahvem, önümde eski bir gazete sadece gülümsedim, kısacası cevapsız kaldım....

Gözlerime baktı, oturduğu yerden kalktı, yanıma geldi. Ellerimi tuttu ve avuçlarıma baktı. Yüzü biraz asıldı, biraz şaşırdı sonra kafasını kaldırıp bana baktı. Hayat kısa dedi. Belki her gün bu cümleyi duyuyorsun, ama ne yapıyorsun ki dedi. Hiçbirşey...

Derin bir iç çekti. Sanki uzun zamandır beni tanıyordu.Peki madem yazmayı seviyorsun şimdi bu eski gazetenin üzerine yaz bakalım özlediklerini ve sonra katla.Seneye aynı saatte burada buluşup yazdıklarına bakalım...

Sanki bir rüya gibi...

O'nunla seneye köşede ki kafede tekrar buluşacağız ve eğer vaktiniz olursa sizde gelin....

Eski gazete kağıdına neler mi yazdım...

Sokaklarda dolaşmayı özledim,
ama,
külahta dondurmanın kenarlarından akmasını daha çok özledim,
ama,
kışın ortasında açan güneşi selamlamayı özledim,
ama,
ilkbaharda açan bahar dallarını daha çok özledim,
ama,
Hint Okyanusundan geçerken uçaktan içeri giren güneşi özledim,
ama,
Odtu'deki kütüphaneye gizlice buz gibi bir cola sokuşumuzu daha çok özledim,
ama,
kanaryamın banyo yaparken nasıl mutlu olduğunu görmeyi özledim,
ama,
O'nu ilk gördüğümde elinde ki buketi nasıl heyecanla tutuşunu görmeyi daha çok özledim,
ama,
Amsterdam sokaklarında kayıp olmayı özledim,
ama,
dostlarımın kahkahalarını daha çok özledim,
ama,
ekşi elma yemeyi özledim,
ama,
yazlıkta anneannemle Fanti oynamayı daha çok özledim,
ama,
İstanbul'dan Erdek'e vapurla gitmeyi özledim,
ama,
Didim'de gün batımında babamla çay içmeyi daha çok özledim,
ama,
3 fotoğrafımın bir sergide sergilenmesini tekrar görmeyi özledim,
ama,
Canon 350D mi daha çok özledim,
ama,
kanguruların yanımdan geçmesini özledim,
ama,
Kaz Dağlarını daha çok özledim,
ama,
salıncakta sallanmayı özledim,
ama,
Londra havaalanında annemle yaptığımız çılgınlığı daha çok özledim,
ama,
kartopu oynamayı özledim,
ama,
babaannemin kurabiyelerini daha çok özledim,
ama en çokta kardeşimi özledim....

kucak dolusu sevgiler...

Eğer sizde bu oyuna katılmak isterseniz, özlediklerinizi bir kağıda yazın ve tam 1 sene sonra bugün o kağıdı tekrar okuyun :)

Not: Fotoğraf  Küçük Hikayeler'e aittir... 

:)

Zz63

Artık lütfen git diyorum, lütfen...

Yaklaşık 1.5 haftadır selpak mendil, şurup(tadı berbat) ve ilaçlar hayatımın vazgeçilmezleri oldu. Burnum bir palyaçonun burnundan farksız. Evin her yeri selpaklar ve bolca su bardağıyla dolu... Sesim kargalar korosunda soprano kadrosunda. Her sabah aynaya bakıp bu sabah kesin geçmiştir diyorum ama yok.

Dondurma yiyemiyorum ve buzlu içecekler yasak, şöyle buz gibi bir kola içmeyi özleyeceğimi hiç tahmin etmezdim. Yaz ortasında sürekli sicak içecekler, kabusum oldu...C vitaminiymiş, hikaye  hepsi, yaz ortasında C vitaminleri nerede:)


Doktora artık gitmek istemiyorum çünkü her gidişte ayrı ilaç... Maksimum otlar deneniyor; sumak, ıhlamur, limonlu su, ballı süt...

kısacası yaz ortasında gribe yakalandım ve beni dağıttı ya da çok sevdi bir türlü gitmiyor...:)

Ve sanırım bu hikayenin sonu iğneler olacak.

Ağustos bana griple geldi bakalım başka ne sürprizler getirecek...

keyifli bir hafta diliyorum

kucak dolusu sevgiler...



 

Chaplin

O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

Can YÜCEL

Not: Fotoğraf Küçük Hikayeler'e aittir...

z


  • zyn₪p's photos More of zyn₪p's photos

  • Küçük Hikayeler İnternet Sayfalarında yer alan tüm fotoğraflar, hikayeler ve diğer tüm yazıların sahibi Küçük Hikayeler'dir.
    5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Küçük Hikayeler'in yazılı izni olmadıkça hiçbir kimse, yayıncı ve kuruluş, eserin tamamını veya bir kısmını yayınlayamaz, çoğaltamaz, alıntı yapamaz.